Menü
İletişime geçmek için tıklayın
Tree
Tree
Sun
Cloud
Cloud
Tree
Tree
Tree Earth Earth
Earth
Backview

30 Yıllık Deneyle Tarım İlacı Olmadan Artan Verim

30 Yıllık Deneyle Tarım İlacı Olmadan Artan Verim

Uzun yıllar boyunca tarımsal üretimde yüksek verimin kimyasal tarım ilaçları ile mümkün olduğu düşünüldü. Ancak son otuz yılda yapılan bilimsel çalışmalar bu algıyı kökten sarsmaktadır. Fransa’da yürütülen uzun soluklu agroekoloji temelli araştırmalar, tarım ilacı kullanılmadan hem biyoçeşitliliğin yeniden canlanabildiğini hem de ürün veriminin %40’a varan oranlarda artabildiğini ortaya koymaktadır. Bu içerikte kimyasalsız tarım yaklaşımının arkasındaki bilimsel mekanizmaları, ekolojik süreçleri ve sürdürülebilir tarım açısından ne anlama geldiğini birlikte ele alacağız.

Kimyasal Tarım Ekosistemi Neden Zayıflatıyor?

Gelin önce tarım ilaçlarının yalnızca zararlılarla sınırlı kalmayan etkilerine yakından bakalım. Bilimsel araştırmalar, pestisitlerin hedef organizmaların ötesinde tozlayıcı böcekler, toprak canlıları ve kuş popülasyonları üzerinde ciddi tahribat yarattığını göstermektedir (Geiger et al., 2010). Yani tarlaya atılan her kimyasal, aslında tarımın görünmeyen destek sistemini de ortadan kaldırmaktadır.

Bu süreç zamanla tarım alanlarının biyolojik olarak fakirleşmesine yol açmaktadır. Hallmann ve arkadaşları (2017), Avrupa genelinde uçan böcek biyokütlesinin son 27 yılda %75’ten fazla azaldığını raporlamıştır. Bu dramatik düşüşün başlıca nedenleri arasında yoğun tarımsal kimyasal kullanımı ve habitat kaybı yer almaktadır.

Sonuç olarak ekosistem zayıfladıkça tarımsal üretim de kırılgan hale gelmektedir. Tozlaşma azalmakta, toprak verimliliği düşmekte ve çiftçiler her yıl daha fazla dış girdiye bağımlı olmaktadır.

chemical

Biyoçeşitlilik Kaybı Sadece Çevresel Bir Sorun mu?

Aslında hayır. Biyoçeşitlilik; doğal zararlı kontrolü, besin döngüsü ve toprak yapısının korunması gibi hayati ekosistem hizmetlerinin temelidir. Bu hizmetler ortadan kalktığında tarım sistemleri sürdürülemez hale gelmektedir.

Agroekoloji Doğayla Uyumlu Üretimi Nasıl Mümkün Kılıyor?

Bu noktada tarıma bambaşka bir gözle bakan agroekolojik yaklaşımı ele almak gerekiyor. Agroekoloji, üretimi kimyasal girdilerle kontrol etmek yerine ekosistemin kendi düzenleyici mekanizmalarından yararlanmayı hedefler. Bitki çeşitliliği artırılır, doğal yaşam alanları korunur ve toprağın biyolojik yapısı güçlendirilir (Altieri, 2018).

Fransa’daki uzun süreli çalışmalarda tarım ilaçları terk edildikten sonra çiçekli alanların oluşturulması, doğal zararlı düşmanlarının korunması ve ürün çeşitliliğinin artırılmasıyla birlikte ekosistem hızla toparlanmıştır. Bunun sonucunda tozlayıcı sayıları artmış, zararlı popülasyonları doğal dengede kalmış ve verim yükselmiştir.

Landis ve arkadaşları (2000), biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu tarım sistemlerinde zararlı kontrolünün büyük ölçüde doğal düşmanlar aracılığıyla sağlandığını bilimsel olarak ortaya koymaktadır.

Toprağın Canlanması Verimi Nasıl Etkiliyor?

Organik uygulamalarla birlikte toprakta solucanlar, bakteriler ve mantarlar hızla çoğalmaktadır. Bu canlılar toprağı besin açısından zenginleştirirken su tutma kapasitesini de artırmaktadır. Brown ve arkadaşları (2004), biyolojik açıdan zengin toprakların uzun vadede hem ürün miktarını hem de üretim istikrarını güçlendirdiğini vurgulamaktadır.

Kimyasalsız Tarımda Verim Neden Artıyor?

Buradan hareketle en çok merak edilen soruya gelelim: Tarım ilacı olmadan verim nasıl yükseliyor? Öncelikle tozlayıcı popülasyonlarının geri dönmesi bitkilerin döllenme başarısını büyük ölçüde artırmaktadır. Daha fazla çiçek meyveye dönüşmekte ve ürün kalitesi yükselmektedir.

Buna ek olarak çeşitlendirilmiş tarım alanları zararlıların tek bir ürüne yoğunlaşmasını engellemektedir. Doğal düşmanlar sayesinde zararlı patlamaları oluşmamaktadır.

Toprak organik maddesindeki artış ise bitkilerin kuraklık ve stres koşullarına karşı direncini artırmaktadır. Reganold ve Wachter (2016), organik tarım sistemlerinin iklim dalgalanmalarına karşı daha istikrarlı üretim sağladığını göstermektedir.

Doğayı Korumak Gerçekten Daha Karlı mı?

Bilimsel bulgular bu soruya net bir “evet” yanıtı vermektedir. Pretty ve arkadaşları (2018), agroekolojik sistemlerin uzun vadede hem maliyetleri düşürdüğünü hem de ekonomik dayanıklılığı artırdığını ortaya koymuştur.

Doğayı Korumak

Bu Bulgular Tarım Politikaları İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu noktada bilimsel verilerin karar vericilere ne söylediğini biraz daha yakından irdelemek gerekiyor. Mevcut tarım desteklerinin büyük bölümü hâlâ yoğun kimyasal kullanımını teşvik eden üretim modellerine yöneliktir. Oysa uzun vadeli deneyler agroekolojinin hem çevresel hem de ekonomik açıdan çok daha sürdürülebilir olduğunu açıkça göstermektedir.

Ayrıca agroekolojik sistemler, karbon tutma kapasitesi yüksek topraklar oluşturarak iklim değişikliğiyle mücadelede de önemli katkılar sunmaktadır. Dolayısıyla sürdürülebilir tarım artık bir tercih değil; gıda güvenliği, çevre sağlığı ve ekonomik istikrar için zorunlu bir dönüşüm haline gelmiştir.

Geleceğin Tarımı Hangi Yönde Şekilleniyor?

FAO ve çok sayıda akademik kurum, agroekolojiyi geleceğin tarım modeli olarak tanımlamaktadır. Çünkü bu yaklaşım hem küçük üreticileri güçlendirmekte hem de büyük ölçekli sistemlerde uzun vadeli verim güvenliği sağlamaktadır.

Önemli Noktalar

Kimyasal tarım uzun vadede ekosistemi zayıflatır.

Biyoçeşitlilik tarımsal üretimin temel gücüdür.

Agroekoloji, doğal dengeyle yüksek verim sağlar.

Sağlıklı toprak, iklim direncini artırır.

Kimyasalsız üretim, ekonomik olarak da sürdürülebilirdir.

Sık Sorulan Sorular

Tarım ilacı kullanmadan gerçekten yüksek verim elde edilebilir mi?

Evet. Uzun vadeli araştırmalar, agroekolojik sistemlerin bazı koşullarda kimyasal tarımı aşan verim sağlayabildiğini göstermektedir.

Zararlılar kontrolsüz artmaz mı?

Hayır. Doğal düşmanlar ve çeşitlilik sayesinde zararlı patlamaları engellenir; zararlı popülasyonları doğal dengede kalır.

Bu yöntemler her bölgede uygulanabilir mi?

Ekolojik prensipler evrenseldir; ancak uygulamalar yerel iklim, toprak yapısı ve üretim desenine göre uyarlanmalıdır.

Geçiş süreci riskli midir?

Kısa vadede öğrenme ve planlama gerektirir; ancak uzun vadede üretim güvenliği ve maliyet avantajı sağlar.

Kaynakça

Altieri, M. A. (2018). Agroecology: The science of sustainable agriculture. CRC Press.

Brown, G. G., et al. (2004). Soil biodiversity and agroecosystem functioning. Applied Soil Ecology, 25(3), 239–251.

Geiger, F., et al. (2010). Persistent negative effects of pesticides on biodiversity. Basic and Applied Ecology, 11(2), 97–105.

Hallmann, C. A., et al. (2017). More than 75 percent decline over 27 years in total flying insect biomass. PLOS ONE, 12(10), e0185809.

Landis, D. A., et al. (2000). Habitat management to conserve natural enemies of arthropod pests. Annual Review of Entomology, 45, 175–201.

Pretty, J., et al. (2018). Global assessment of agricultural system redesign for sustainable intensification. Nature Sustainability, 1, 441–446.

Reganold, J. P., & Wachter, J. M. (2016). Organic agriculture in the twenty-first century. Nature Plants, 2, 15221.

Önceki Önceki Sonraki Sonraki